Top
Yetenekli Kalemler

Yetenekli Kalemler

yeteneklikalemler@tg.com.tr

25/02/2021

Kış ve hayat -1-

Kışın ortasında hayatın bir mola yerindeyim. Pandemi kısıtlaması olduğu için yine ev hapsindeyiz. Zaman zaman çok güzel lapa lapa kar yağıyor. Çoktandır çok büyük bir arzu ve sabırsızlıkla beklediğimiz kış nihayet gelebildi. Yani mevsim asıl olması gereken yere gelmiş oldu. Daha on beş gün önce yaşadığımız mayıs sıcaklığı herkesi şaşkınlığa sevk etmişti. Küresel ısınma ve iklim değişikliği derken dünyanın çivisi çıktı diyorduk. Ne kış kışlığını yapıyor ne yaz yazlığını yapıyor, iklimler ve havalar bile bir hoş oldu…
Bir bakıyorsunuz dünyanın bir tarafında kuraklık her tarafı yakıp kavururken, başka bir tarafında yağmur, fırtına, hortum ortalığı yerle bir ediyor. Ülkemiz de bütün bunlardan nasibini alıyor. Bilhassa şehirler iklim değişikliğinden daha çok etkileniyor. Hatta iklim değişikliğinin ve küresel ısınmanın koronavirüsten daha tehlikeli olduğunu söyleyen uzmanlar bile var.
Hızlı betonlaşmanın değişen mevsim şartlarından dolayı bazen güzel güzel kar yağarken çoğu kez de puslu ve kirli havanın ve kararan bulutların etkisiyle kurşuni bir ağırlık çöküyor şehirlerin üstüne. Ormanları yeşilliği, ovayı dağı bayırı yeşilin her tonunu yaktık, yıktık, kendi kendimize dünyayı yok ettik. Dağı taşı ovayı tepeyi dereyi her yeri beton yığını yaptık. Her tarafa tepelere ovalara güzel tabiat dokusunun üstüne her yıl artarak dikilen betonarme binalar âdeta bir hançer gibi saplanıyor. Tabiat birçok yerinden bıçaklanmış gibi hem ince ince kanıyor, hem de derin derin inliyor, sanki acı çekiyor...
Bütün bu yapılanmanın sebebi insanların tabiatın içinde ya da yakınında bir yer tutma arzu ve tutkusu. Zamanla dağın tepenin eteğine denizin gölün kıyısına yeşil alanlara sessiz huzurlu ya da güzel olan her yere habis ur gibi etrafını kemiren yapılar boca etmek gibi kötü alışkanlıklar edindik. Güzellikleri yaşamak, zevkine keyfine varmaktan çok güzellilerken pay kapmak, hiç kimseden geri kalmamak gibi korkunç bir ihtirasın içindeyiz...
          Aslan Torun
 
 
 
ŞİİR
 
 
   Yağmur gibi yağan mermiler
 
                        (Lisede iken yazdığım şiir)
Allah nidaları kaplarken Arş’ı,
Bir destan yazdı Çanakkale dünyaya karşı.
Cephede söylüyor Mehmetçik şehadet marşı,
Hiç durmuyor yağmur gibi yağan mermiler.
 
 
Yüz binlerce Mehmet savaştı,
Tekbirleriyle yüceldiler Allah katına,
Şehadet mertebesi yazıyordu alın yazında,
Hiç durmuyor yağmur gibi yağan mermiler.
 
Yaş on beş demeden cepheye döküldüler,
Ana bilip nemli toprağı öptüler.
Vatan için toprak için canlarından geçtiler,
Hiç durmuyor yağmur gibi yağan mermiler.
 
Boğaz'ı sarmış düşman gemileri,
Nişana alınmış Çanakkale cepheleri.
Düşmanı denize döküyor Türk askeri,
Hiç durmuyor yağmur gibi yağan mermiler.
 
Ayın on sekizinden sağılan o huzur,
Ve daha binlerce nur üstüne nur,
Allah’tan gelen o büyük lütuf,
Susturdu yağmur gibi yağan mermiler.
 
                               Turgut Solmaz
 
 
 
UNUTULMAZ ŞEHZADELER
 
CEM SULTAN: Fâtih Sultan Mehmet’in küçük oğlu. 1459 yılında doğdu. Annesinin adı Çiçek Hatun’dur. İlk terbiyesini saray hocalarından aldı. Beş yaşına gelince, bir hocaya verilerek Kastamonu Sancakbeyliğine gönderildi. 1481’de Mısır Seferine çıktığı tahmin edilen Fâtih Sultan Mehmet Gebze’de hastalanarak vefât edince, babasının yerine tahta çıkan İkinci Bayezid’e kardeşi Cem Sultan muhalefet etti.
Cem, Bayezid’in aksine, babasının padişahlığı zamanında doğduğunu, bu yüzden Uzun Hasan Seferi sırasında babasına vekâlet ettiğini belirterek, asıl kendisinin tahta geçmesi icap ettiğini iddia ediyordu. Bu muhalefet sebebiyle giriştiği bütün mücadelelerde kaybeden oldu ve Sultan İkinci Bayezid’in kendisine bazı tavizlerde bulunacağını ümit eden Kasım Bey'in teşviki ile Cem Sultan, nihâyet Rodos şövalyelerine müracaat etmeye karar verdi.
29 Temmuz 1482 günü, Rodos limanında karaya ayak bastı. Talihsiz şehzâde için, 12 yıl 7 ay sürecek ve sonu ölümle noktalanacak olan acı gurbet hayatı başlamış oluyordu. Uzun ve çileli bir gurbet hayatından sonra nihâyet 25 Şubat 1495 Çarşamba sabahı, Kelime-i şehadeti söyleyerek ruhunu teslim etti...
Yazıyı Paylaş

Google +

Whatsapp