Top
Ünal Bolat

Ünal Bolat

unal.bolat@tg.com.tr

07/07/2020

Katranlanmış leke çıkar mı?

“Öğrencilerin salona geldiğini söylediklerinde birlikte amfiye doğru yürümeye başladık.”
 
 
Hayatım boyunca en azından son beş yılım insanlara özellikle de sevdiklerime kendimi ispat etme çabasıyla geçti.
Bu insana çok ağır bir yüktür. Sizi geçmişte kirlenmiş bir bardak olarak görürler. Ne kadar yıkasanız da katranlanmış bir lekeyi çıkarmak zordur.
Her muhatabınız için içinizden “bana gerçekten inandı mı?” veya “gerçekten doğru mu söylüyorum?” diye çelişkiye düştüğünüz olur…
Yıllar yılı bağımlı olarak uğrunda neredeyse ailenizi bile karşıya aldığınız o insanların, aslında sizi bir maşa olarak tuttuğunu o zaman daha iyi anlarsınız.
Bu düşüncelerle konuşacağım üniversiteye vardığımda beni bir öğretim görevlisi karşılamış, dekan beyin odasına almışlardı.
Öğrencilerin salona geldiğini söylediklerinde birlikte amfiye yürümeye başladık. Çok heyecanlıydım. Amfiye ilk dekan girdi. Öğrencilere beni tanıttı. “Burada anlatılanlar çoğunuzu aydınlatacak, bazı mahfillerde hoş gösterilmeye çalışan bu illetin gerçek yüzünü göreceksiniz” dedi ve beni kürsüye davet etti.
On saniye kadar öğrencileri seyrettim, imkânım olduğunca gözlerinin içlerine baktım.
“İzin verirseniz bir soruyla başlamak istiyorum. Hayatınızda yıllar yılı peşinizi asla bırakmayan bir kâbus oldu mu?
Kendi aralarında beş on saniye mırıldanıp kıkırdadılar ama hiç kimse bir cevap vermedi.
“O zaman aranızda hiç biriniz bu illete bulaşmamışsınız demektir.”
Hafif bir gürültüyle kahkaha attılar. Bu beni rahatlatmıştı. Ben bu illete nasıl bulaştığımı ne kadar süre bağımlı olduğumu nasıl terk ettiğimi; önceki ben ile sonraki ben arasındaki farkları anlatmak istiyorum...
Arkadaşlar gözünüzü kapatın ve sadece kendinizi benim yerime koyun. Beni tam manasıyla anlamanızı istiyorum! İlk olarak ben basit bir devlet memurunun çocuğuydum. Annem de babam da son derece inançlı ve herkese karşı hüsnüzan besleyen insanlardı. Lise bitene kadar lojmanda kalmıştım.
Orası dışarıya göre çok güvenliydi. Herkes herkesi tanıyordu ve gerçek anlamda iyi arkadaşlarım vardı. Fakat üniversiteye başladığım ilk yılda tabiri caizse ilk defa sivil hayata geçmiştim. Ve gerçek anlamda arkadaş konusunda afallıyordum. O vakitlerde anlamamıştım ama seneler sonra çok iyi anlamıştım çok kolay bir yem olduğumu. Kendimi birdenbire son derece ilgili ve bana değer veren arkadaşların ortasında bulmuştum... DEVAMI YARIN
Yazıyı Paylaş

Google +

Whatsapp

Yazarın Diğer Yazıları