Top
02/12/2023

Gidek gezek Çemişgezek

Memur muhabbetlerinde “Aman dikkat” derler “Bak Çemişgezek’e tayinin çıkar sonra!”

Evet bir zamanlar sürgün yeridir. Ama sorun ki hikâyesi ne?

Efendim Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri çok sevdiği talebesi Kayserili Hasan’ın (Bayram Baba) pişmesini ister, onu uzaklara gönderir. Mübarek Kahire’yi, Şam’ı, Halep’i, Bakü’yü, Bağdat’ı ve Erzurum’u gezer gelir, Çemişgezek’te bir kuytuya yerleşir. Kimse tanımaz ne arayan, ne soran... Bir parça toprak alır, çıkardığı su ile yeşillendirir. Millet çorak taşlığı gülistana çeviren meçhul çiftçiyi merak eder. Gelse görseler ki hikmetli konuşan bir gönül ehli. Kıymetini anlarlar ama nedeeeen sonra.

Aradan uzuuun yıllar geçer, kabri kaybolur zamanla.  İmam Efendi merhum bir gün “Şu küllük boş değil” der, “Kazalım bakalım!” 

Selçuk üslubunda tabutvari bir kabir taşı çıkar, üzerinde yazılar. 
438 sene sonra Bayram Baba’ya kavuşurlar.   

ÇEMİŞ=YEMİŞ

Bazı tarihçiler Çemişgezek’in ismini İmparator İoannis Çimiskes’den aldığını yazar. O kadar gerilere gitmeye gerek var mı? Anadolu’da dut, üzüm kurusu ve dalında ballanmış armuda çemiş denir. Yeryüzünün en güzel dutları bu havalide yetiştiğine göre çemişin geldiği yer bellidir. Gezek de çemişin mütemmim cüzü, “yemekli çerezli sohbet meclisi.”

Söz açılmışken atlamayalım bilhassa Ulukale dutu Avrupa’da Amerika’da kapışılır. 

Araştırmacı yazar Salih Yazıcı ağabey “Var mısın Çemişgezek’e gidelim” dediğinde itiraz edemedim. Ne yalan söyleyeyim, mahrum bir belde bekliyordum, birkaç bakkal ve kahve olabilirdi anca. İnanır mısınız şaşırdım. Ciddi mimari eserlerle donanmış, sulak, gümrah, güçlü ve köklü bir kaza çıktı karşıma. 

Daha girişte gördüğüm Yusuf Ziya Paşa Köprüsü, Mostar’ı andırıyordu âdeta. 

Salih ağabeyin çocukluğu buralarda geçmiş. Çemişgezekli gençler yüzmeyi Tahar Çayı’nda öğrenirmiş. Sanki Neretva’nın renkleri var. Bu mevsimde dallar sararmış, yapraklar kızarmış, deklanşöre basmaktan parmağım acıdı, objektifi ne yana çevirseniz manzara. 

60 ASIRLIK MAZİ

Efendim Çemişgezek’in geçmişi MÖ 4 bin yıllarına uzanıyor. Urartuların sarp yamaçlara kazdıkları kaya evleri bozulmadan duruyor hâlâ. Onlara dönem dönem “İn delikleri” ve “derviş odaları” denmiş. Yer yer dört katlı ve arada merdivenler var. Hatta sızıntı suları biriktiriyorlarmış havuzlarda. 

MS 7. yy...  Araplar Çemişgezek’i fethediyor, yöreyi İslam’la tanıştırıyorlar. Malazgirt’i müteakip bize vatan oluyor.  İlk bayrak asan Çubuk Bey, sonra Artukoğlu Belek Gazi geliyor. Ardından Mengücekler, bir ara Selçuklu zayıflıyor, Saltuklu hâkimiyet kuruyor. Sonra tekrar Süleyman Şah, yine Melikşah... 

İlhanlılar, ardından Akkoyunlu, Karakoyunlu mücadelesi... Sonra İran daileri, Uzun Hasan dönemi. Şah İsmail’in fedaisi Nur Ali Halife kasabayı ele geçiriyor. Çaldıran zaferinden sonra Safevi tehlikesi azalıyor. 

Dikkat ederseniz hep Türk’ün Türk’le mücadelesi... Eğer birlik olsalar, Hint, Rus, Acem, Moğol durabilir mi karşılarında?

MİMARİ ZİRVELER

Timur devrinde Emîr Taceddin Yelman bin Keykubad tarafından yaptırılan taç kapılı Yelmaniye Medresesi (hicri 806) büyük bir külliye imiş. Binaların çoğu zamana yenilmiş günümüze bir tek tek medresenin mescidi gelmiş, o bile selatin camii heybetinde. 

Ulucami’yi de görmelisiniz, daha büyük ve yüksek minaresi silüet çiziyor kazaya...

Çemişgezek Osmanlı idaresinde sancak merkezi... Önce Diyarbekr’e, sonra Erzurum ve Harput’a bağlanıyor.  

İmam Efendi 15 sene vazife yaptığı Çemişgezek’i çok seviyor. Dile kolay 200 bin talebe yetiştiriyor. Çocuklara isimlerini sorun, birinden biri Osman, Bedreddin ve Bedriye çıkacak mutlaka. O yıllarda Çemişgezek’te 26 cami ve mescit bulunuyor, ilim meclislerine 400- 500 atlı geliyor, kazanlar kaynıyor, sofralar kuruluyor, döşekler seriliyor, camiler tekkeler dolup dolup taşıyor. 

DUVARLAR ARASINDA

Sûk-ı sultânî denen çarşılarda zaman zaman müzayede açılıyor, umumiyetle mevta malları satılıyor. Elde edilen para merhumun borçları ödeniyor ki kul hakkı kalmaya.   

Doğrusunu isterseniz Çemişgezek’in bulunduğu saha şehirleşmeye müsait değil, etrafı duvar gibi dağlarla çevrili.  

Lakin müdafaası kolay, belki de bu yüzden tercihe şayan. 

Dut bahçeleri ipekçiliği, küçükbaş hayvancılık ise peynir ve yapağıyı parlatmış. Sıradan bir kaza değil, ürettiği mallarla tanınıyor civarda.

Çemişgezek tarafındaki iskeleye Kayıkbaşı diyorlar. Olta atanın tavası boş kalmazmış asla.

Yün istihsali şehirde iplikçilik ve boyacılığı geliştirir. Medrese Mahallesi’ndeki boyahanenin geliri Yusuf Bey Mescidi ile es-Seyyid Ahmed Efendi mektebine gönderilir, hudemanın (hademelerin) ücreti ödenir.   

Hamidiye Medresesi ise Müderris Tevfik Efendi’ye emanettir, her sene 50 civarında molla yetişir. 

 

Yazıyı Paylaş

Google +

Whatsapp