Top
14/04/2024

Gazze'nin Çocukları

Ramazan Bayramı'nın ilk gününde, Hamas lideri İsmail Haniye'nin 3 çocuğu ve 3 torunu, terörist ve siyonist İsrail tarafından şehit edilen Filistinliler kervanına katıldı.

Allah rahmet eylesin. Mekanları cennet olsun. Kardeş Filistin-Gazze halkına başsağlığı ve sabır diliyorum.

Onların direnişleri, ülkeleri için yaptıkları hiçbir zaman unutulmayacak. Katil İsrail, bir gün mutlaka akıttığı bu kanda boğulacak. İsmail Haniye'nin, 3 oğlunun ve 3 torunun şehadet haberini Katar Hastanesi'ndeki yaralıları ziyarette aldığında gösterdiği teslimiyet ve vakur duruş, müslümanın ahiret üzerinden dünyaya baktığında nasıl olacağının muazzam ve en güzel bir timsaliydi.

Allah Teala rahmet eylesin. Makamlarını â'li eylesin.

Tarihsel sürece baktığımız zaman büyüklerin oynadığı savaş oyunun hep kaybedeni ve hep kayıp bedeni çocuklar olmuştur...

Bu olayda olan da odur, aynısıdır.

Hayatlarını kaybetmişlerdir...

Kendilerine hayat verenleri kaybetmişlerdir...

Hayallerini kaybetmişlerdir...

Umutlarını kaybetmişlerdir...

Umduklarını kaybetmişlerdir...

Bulduklarıyla ise yine bir oyuna dalmışlardır, acımasız hayatın kucağında anneleri yerine...

7 Ekimden itibaren devam eden Gazze soykırımının hiç şüphesiz sonucu ne olursa olsun en büyük kaybedeni, hep kaybedeni, kayıp bedenleri olan çocuklar olacaktır...

İslam alemi dahil dünyanın ağır abileri bu trajik ve dramatik durumu sadece birkaç söz ve sözcükle ifade etmekle yetinmekte ve gerçek abi olamadıklarını maalesef göstermektedirler...

UNICEF ise soykırımın çocuklarına karşı takındığı tavırla, büyüklerin bilmem ama çocukların, küçüklerin merhametinden ve sevgisinden yoksun kalacağı âşikârdır...

Hatta o kadar ki; sergilediği sorumsuz tavırla UNICEF bölgeden yayın yapan ajanslar gibi sadece rakamlar açıklamakta ve haberler geçmektedir...

Gazzeli çocukların tıpkı okulları gibi hayatları da hayalleri de bombalarla yıkılıyor...

Her çocuk gibi misketle oynaması gereken Gazzeli çocukların, Netanyahu liderliğindeki İsrail rejiminin misket bombalarıyla, varil bombalarıyla, fosfor bombalarıyla öldürülüyor.

Anne kucağının sıcaklığında uyuması gereken çocuklar kışın soğuğunun dondurucu ayazına terk edilmiş sessizce...

İnsan haklarından bahsettiğimiz bugün de savaşın çocukları yaşamak kadar en doğal, en tabii haklarından mahrumlar...

Gözlerindeki pırıltının ve geleceğe dair parıltının kaybolduğu savaşın çocuklarının hayata artık soğuk soğuk bakmaları minik yüreklerinin de donmuş olmasından...

Nasıl donmaz ki!..

O minik yürekler ilk önce; babaları ve anneleri gözlerinin önünde katledildiğinde donup kalmıştı ve yanmıştı...

Bu yürek yakan tablonun vahimliğini üstat Necip Fazıl Kısakürek şöyle dile getirmiştir...

Allah diyor ki:' Geçti gazabımı rahmetim!'

Bir merhamet heykeli mahzun bakışlı yetim...

Bugün küçükler, çocuklar ama onlar hep savaşın çocukları olarak kalmayacaklar...

Savaş etkisi baki kalmak kaydıyla savaşın çocukları yarın savaşın gençleri olacak...

Ama bu gençlerin savaşın gençleri yerine yarın savaşan gençler olmamaları için en temel

haklarının edinimi konusunda süratle harekete geçmek gerekir...

Bugün İslâm coğrafyasında başımıza isabet eden musibetlere bakıldığında eğitimsiz kalmanın bedeli aç ve susuz kalmaktan çok daha ağır olmuştur ve daha da ağır olacaktır...

Hatta öyle ki Orta Doğu (?) Coğrafyasındaki iç karışıklıkların da temelinde eğitim unsuru yer

almaktadır...

Bu coğrafyanın yeniden candan muazzez hale dönüşmesi için en temel gereksinimi yarın gençliği ve geleceği olan çocuklarının hayata tutunmaları ve iyi bir eğitim almaları gerekmektedir.

Savaşın çocukları için umudumuz odur ki; soykırım dursun... Yeniden

okullarına dönsünler...

Gazzeli çocukların gönlündeki yürek yakan ağıtları yıllar öncesinden dizeleştiren İstiklal Marşı Şairimiz Merhum Mehmet Akif Ersoy sorumluluğumuzun ve vazifemizin önemine hassas bir vurgu

yapmıştır:

Vefâsız yurd! Öz evlâdın için olsun, vefâ yok mu?

Neden kalbin kararmış? Bin ocaktan bir ziyâ yok mu?

İlâhî, kimsesizlikten bunaldım, âşinâ yok mu?

Vatansız, hânümansız bir garîbim... Mültecâ yok mu?

Bütün yokluk mu her yer? Bâri bir "yok" der sâda yok mu?

Kendileri küçük ama yaşadıkları zulüm büyük olan soykırımın çocukları dilek ve temennilerimizden çok daha fazlasına yarından önce bugün ihtiyaç duymaktadır. Unutmayalım ki; üstad Necip Fazıl

Kısakürek'in de haykırdığı gibi:

"İnsanlık zincirinin ebediyet halkası;

Çocukların kalbinde işler zaman rakkası" ...

Bugün her ne kadar kavga kaybeden olarak çocuklar görülüyorsa da yarının en büyük kaybedeni savaş ve soykırım suçu işleyen İsrail ile yangına benzin döken ABD ve merhametsiz Batılı zihniyet olacaktır. Yaptıkları zulüm nedeniyle dünya durdukça utanç içinde kalacaklar, pişmanlıklarının ise faydasını göremeyeceklerdir.

Çocukların ahının aheste aheste çıkacağı vakit yakındır!

Yazıyı Paylaş

Google +

Whatsapp