Top
Ragıp Karadayı

Ragıp Karadayı

ragip.karadayi.ihlas@gmail.com

01/03/2023

Görelim Mevlâm neyler, neylerse güzel eyler...

Jale, çok hislenmişti:

- Bir haftaya bir seneyi sığdırdınız Saadet Hemşire. Yalnız hastalığımızı iyi etmediniz, kalbimizi de…

- Öyle şeyler söyleme lütfen! Sadece birlikte keyifli birkaç gün yaşadık. Unutulmaz hatıralarımız arasına yenilerini ilave ettik karşılıklı. Şimdi de veda vakti. Görelim Mevlâm neyler, neylerse güzel eyler.

- Yine mesaj mı?

- Güldürme beni Jale Hanım giderayak! Meşhur mutasavvıf, Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretlerinin bir beytiydi o söylediğim. Bütün Anadolu topraklarımız bu hususta mümbit, insanımız âlim ve oldukça da cömert.

- Ama bizim gibi yeni nesil başka kulvarlarda yüzüyor!

- Öyle olsun isteniyor, bilemediğimiz kuvvetler tarafından!

- Belli belli… dedim, hemşireyle muhabbetle kucaklaştım vedalaşıp ayrıldık.

Bu hayat bazen tatlı, bazen de çok acıdır,

Bazısı lanet eder, bazısı duâcıdır.

Hastane içinde, dışında bir şey dikkatimi çekti; gelip geçenler, birbirlerine gülümseyerek selâm verip alıyor, bazı kimselerin bazılarına bir ihtiyaçları veya bir sıkıntılarının olup olmadığını sorabiliyordu. Dikkat ettim; bilaistisna hepsi de güler yüzlüydü. Asık suratlı, somurtkan olanı hiç görmedim. “Bu insanlar problemlerini çözmüş, huzur ve saadet içinde oldukları besbelli. Herhâlde bir şikâyetleri varsa, o da bizim gibi yabancılaşanlardandır! Yaşamak kadar ölmek bile güzel olmalı bunlar arasında...” diye söylenerek Tanju’nun koluna girdim, daha sıkı sarıldım.

Geçtiğimiz yol kenarlarında şahit olduklarım sıradan şeyler değildi. Çevre düzeni, intizamı kadar arabalar da temiz ve bakımlıydı. Sayılamayacak kadar çok taksi ve insan seli akıp duruyordu.

Dikkatlerden kaçmayacak kadar çok kalabalık şehri sanki ilk defa görüyormuşum gibiydim. Bir hafta bende şok tesiri yapmış “Modern Jale” olarak girdiğim hastaneden ayakları yere basan “İnsan Jale” olarak çıkmış gibiydim. Sanki bilinmez bir el beni zorla değiştiriyordu da anlayamıyordum. “Burada her şey güzel” dedim içimden gayr-i ihtiyari…

Kısacası bu yeni keşfetmiş olduğum güzel insanlara, bu bakımlı temiz YİRMİ DOKUZ MAYIS HASTANESİNE hayran kalmıştım âdeta. Yattığım odadaki kavgayla başlayıp teslimiyetle biten sohbetleri ve onu takiben kurulan dostluklarımı unutmayacaktım hiç. İlerledikçe ilerledi. Gösterilen misafirperverlikten dolayı uzun bir müddet gidip geldim. Sonra fazla yük olmak endişesiyle bu pek sevdiğim kalp ve kalıp mütehassısı insanların ziyaretini seyrekleştirdim ama her bahaneyle telefon ettim, kafama takılanları sordum, hiç bağlarımı koparmadım.

Tanju'm “Alo Şimşek Taksi…” demişti ki, tam yanı başımızda sarı bir taksi, zınk diye duruverdi. İçinden anneciğimle birlikte babacığım çıkmaz mı? Ben onlara, onlar bana sarıldık, hasret dolu dakikalar bitmek nedir bilmiyordu. Tanju, neye uğradığını şaşırmıştı, öyle ayaküstü bir köşede mahcup kalakaldı.

Tanju’nun uçuk hareketleri, benim onunla bu hususta yarışmam ailemizi fazlasıyla tedirgin etmiş, hepten korkutmuştu. Zoraki müsaadeyle gerçekleşen bu evlilik yüzünden aylardır selâmı kestiğimiz ailem, nereden duymuşsa hastaneye kaldırıldığıma çok üzülmüşler apar topar koşup gelmişlerdi. DEVAMI YARIN

Yazıyı Paylaş

Google +

Whatsapp