Top
21/05/2014

Soma'da 'geride kalanlar'

Türkiye bir felaket daha yaşadı. 301 can yitirildi. Onlarla birlikte yüzlerce insan da o toprağın altına kalplerini bırakıp kuru bir bedende kaldı. Olayın mühendislik tarafı, nasıl ve neden olduğuna dair intibalar anlaşıldı. Ön raporlar hazırlandı. Adli süreç de başladı. Siyaset de görevini veya konumunu tespit aşamasında… Ancak kalanlar… Ya kalanlar…
Uzakdoğu ülkesinde yaşanan büyük bir felaket ardından, ilk gidenler arasında kuaförler vardı. Toz toprak içinde kalan saçlara bakım yapmak değildi tek amaçları. Traş ettikleri kafaları rahatlatmaktı.

1945’te Hitler’in intiharından sonra Almanlar, sabah saatlerinde 3 milyon mark’a alamadıkları takdirde akşam saatlerinde 5 trilyon mark’a çıkan ekmeğin; hiperenflasyon denen şeyi nasıl yansıttığını yaşayarak anladılar. Matematiksel ve iktisadi tanımlar tükendiğinde, çıkış yolu, kültürü güçlendirecek sanatta bulundu. Ki o sayede insanların “mekân” ve “zaman algısı” tamir edilerek, rahatlatıldı. Kolay üretebilecek şekilde, “moral ve motivasyonunun” gerçeğin üstesinden gelmesi amaçlandı.
İnsanlık tarihi elbette çok büyük ihmaller sonucu böyle felaketler yaşayabiliyor. Formaliteler, matematiksel monotonluğu doğurarak, onun da felaketler doğurmasına sebep olabiliyor. Çoğu zaman doğa ve doğanın aritmetiği, insanın unuttuğu dersi hatırlatıveriyor.

Sonrakini Önleme
Gerçekçi yaklaşılmalıdır. Her felaketin bıraktığı tecrübe, örtbas edilmediği sürece, bir sonrakini önleme için büyük bir ders verir.
Tecrübe, olaya ilk müdahaleden itibaren başlar. Kazanın ve müdahalenin seyir defteri, en ince ayrıntısına kadar tutulur. Kimin hangi dakikada hangi rolde ne yapacağının planlanması için tecrübeler kaydedilir. Hatta dışarıdaki ailelerin ve kamuoyunun bilgilendirilmesi, mağduriyet yaşamadan yakında bir yerlerde olayı takip etmeleri sağlanır.
İşte o ilk aşamada, dışarıdakilerin de aynı mezarlara girmemesi için; genel travmayı atlatacak önlemler alınmaya başlanır. Ölümün gerçekliği, uzmanlar eliyle, sağlıklı biçimde aktarılır.

Ya sonra…
Her şey sosyal bilimcilerce hesaplanır. Kilimlere bu büyük felaketin bir travma sonucu değil, bir kültürel paylaşım olarak işlenmesinin sağlanması dahil; tüm sosyal çıkarımlar, doğal bir zeminde ortaya çıkarılır.
Kültürel ve sosyal faaliyetlere öncelik verilir. Toplumsal eserler ortaya çıkarılır. (Böylelikle belki, kültürel ve sosyal faaliyetlerin son yıllarda eşittiri olarak görüldüğü gibi “eğlence” olmadığı da hatırlanır.)

Başbakanlık’taki toplantı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında yedi Bakan’ın katıldığı “Çözüm Süreci” başlıklı toplantıya ilk kez Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik de çağrıldı. Şayet Çelik, bireysel birikimi sayesinde davet edildiyse, elbette bu ayrı bir konudur. Ancak tahmin ettiğimiz şekilde, temsil ettiği bakanlığın görev alanı bakımından davet edildiyse; o taktirde bu durum, başka bir noktayı işaret eder. O işaret edilen nokta da; toplumsal meselelerin tanınan kimi ekonomik haklarla değil, sosyo-kültürel meselelerle çözümlenebileceği sonucudur. O sonuç da, bizim işaret ettiğimiz yönün aynısıdır.
O işaret edilen yön; Soma’da, “geride kalanlar” ile de ilgilidir. Hem kazadan kurtulan madenciler, hem onların yakınları, hem diğer madenlerde çalışanlarla yakınları, hem kazada hayatını kaybedenlerin yakınları, hem de kazadan dolaylı etkilenenler… Özel sosyal araştırmalarla tespit edilmeli, bilim ve kültür dinginliğinde sarmalanmalıdır. Sonrasında onlara özel kimi planlamalar yapılmalıdır. İçerik ise; sosyolog, psikolog, antropolog, müzikolog, pedagoglara emanet edilmelidir. Sosyal bilim olarak her ne biliniyorsa, hepsi seferber edilmelidir.
“Emanetinize sahip çıktık” ifadesi, ancak bu şekilde yerini bulacaktır.


ERSİN ANTEP: ersin@muzikoloji.org

Yazıyı Paylaş

Google +

Whatsapp