Top
18/03/2023

Türkiye’yi yeniden aydınlatacak

Patara Deniz Feneri’nin yeniden hayata kavuşturulması çalışmalarına büyük bir hızla devam ediliyor. Bu çalışmayla, tarihi fenerin Cumhuriyetimizin ilanının 100.yıl dönümünde Akdeniz ve Patara Limanı’nı aydınlatması amaçlanıyor.

Deniz, uçsuz bucaksız deniz, insanlara her zaman birçok duyguyu bir arada yaşatır; sonsuzluk, hayranlık, umut ve korku... Deniz, özellikle de açık deniz insanı alıştığının dışında bir başka dünya ile tanıştırır. Kıyıdan açıldıkça güven hissi azalır, birden çok aciz olduğumuzu, böylesi alışılmadık bir ortamda varlığımızı sürdürmek için bilgiye ihtiyacımız olduğunu düşünürüz. Bir dönem, gündüz güneş, gece ise yıldızlar yolumuzu belirlememize yardımcı olurdu. Ancak kıyıya doğru yaklaşıldığında, gelişmiş seyir aletlerimiz olmadığı için, detaylı bir harita bilgisine sahip olmamız gerekirdi. Adalar, burunlar, topuklar, suyun altına gizlenen kayalar bizi güvenli bir yolculuk yapmaktan alıkoyan engeller haline gelirdi.

Pharos veya İskenderiye Feneri

Denizcilere yol göstermek, güvenli seyir yapmalarını sağlamak için inşa edilen deniz fenerlerinin tarihi çok eski dönemlere kadar uzanmaktadır. Yaklaşık MÖ 297 yılında İskenderiye Limanı açıklarındaki Pharos Adası’na dikilen Pharos Feneri’nin antik dünyanın yedi harikasından biri olarak bilinen en eski deniz feneri olduğu kabul edilir. İçinde bulunan ayna düzeneği sayesinde gündüz elli kilometre kadar uzaktan görüldüğü düşünülmektedir. Gece ise bu fener içinde yakılan ateş denizcilere yol göstermekte, suyun altındaki tehlikelere karşı limana girişlerini kolaylaştırmaktadır. Deniz ticaretinin artmasıyla Fenikeliler, Mısırlılar, Romalılar Akdeniz’in çoğu tehlikeli noktasında seyir emniyetini sağlamak için benzer fenerler inşa ederler. Antik Roma yollarını Britanya Adası’ndan, Orta Asya’ya kadar gösteren “Tabula Peutingeriana” isimli haritada üç adet deniz feneri görülmektedir. Bu fenerlerin ilki günümüz İspanyasının Atlas Okyanusu kıyılarında, ikincisi İstanbul Boğazı’nın Karadeniz girişinin, Anadolu Yakası’nda yer almakta olup, üçüncüsü ise meşhur İskenderiye Feneri’dir.

Türkiye’yi yeniden aydınlatacak

Patara Deniz Feneri

Daha sonraki tarihlerde ülkemiz denizlerinde çok sayıda  deniz feneri yapılmış olduğunu çeşitli yazılı kaynaklardan öğrenmekteyiz. Bunların en eskilerinden biri de daha çok Neron adıyla bilinen Roma İmparatoru Nero Claudius Caesar Augustus Germanicus (MS 54-68) tarafından inşa ettirilen Patara Deniz Feneri’dir.

“Tanrısal Claudius’un oğlu, Tiberius Caesar Augustus ve Germanicus Caesar’ın torunu, tanrısal Augustus’un torununun oğlu; 11. kez tribunat erkinin sahibi, 4. kez konsül, karaların ve denizlerin efendisi ve vatanın babası Nero Claudius Caesar bu feneri denizcilerin selameti için yaptırdı. İnşaatı, propraetorik düzeydeki İmparatorluk Valisi Sextus Marcius Priscus yürüttü.”

 Erken dönemlerden itibaren Likya’nın ana limanı olduğundan kuşku duyulmayan Patara Limanı, MS 64-65 yılları arasında girişine inşa edilen iki fener ile taçlandırılır. Yazılı kaynakların hemen hiçbirinde adı geçmeyen bu fenerin varlığını ilk olarak 1811-1812 yıllarında Likya bölgesini ziyaret eden Sir William Gel l, “Pharos’un (fener) erken dönemde inşa edilmiş olabileceğini, zamanında büyük bir olasılıkla liman girişindeki mendireğin üzerinde durduğunu ve çoktan beri kumların altında kaldığını…” belirtir. 1836 yılında Félix Marie Charles Texier, 1838 yılında bölgeyi inceleyen Charles Fellows, 1881 yılında Patara’ya gelen Otto Benndorf ve George Niemann burada bulunan kalıntılardan söz ederler. Zaman zaman yapılan yüzey araştırmalarına konu olan Patara’da ilk kazı çalışmalarına Prof. Dr. Fahri Işık sayesinde başlanır. 1981 yılında Atatürk Üniversitesi adına yaptığı başvuruya yedi yıl sonra 1988 yılında izin verilir. 1991 yılından itibaren Akdeniz Üniversitesi tarafından yürütülen kazı çalışmalarına 2009 yılından beri Prof. Dr. Havva İşkan Işık başkanlık yapmaktadır.

2004 yılında başlanan Deniz Feneri kazı çalışmalarında ilk olarak yapının üstünü örten bitki örtüsü temizlenir ve kum yığınları kaldırılır. On dört hafta süren bu ilk çalışmaya 2005 yılı Temmuz ayında devam edilerek 2005 yılı sonlarında kazı bitirilir. Bu süreçte 2.500 adetin üzerinde orijinal taş blok, üç katman halinde kaldırılır ve fenerin podyum çevresindeki alanda buluntu yerlerine göre korumaya alınır. Kazısı yapılan fener, bugün bir bataklık halinde bulunan ve denizle ilişkisi kesilmiş olan dönemin ana limanının girişinin güneybatı ucunda döneminin kıyı çizgisinin hemen kenarındaki kayalık alanın üzerine konumlanmıştır. Bir dönem Akdeniz havzasındaki en önemli limanlardan biri olan Patara Limanı, iki kilometre   uzunluğunda, ortalama iki yüz metre genişliğinde büyük bir limandır.

Türkiye’yi yeniden aydınlatacak

Fenerin yeniden hayat bulması

Patara Deniz Feneri bir podyum üzerinde inşa edilen yuvarlak planlı bir kuleden oluşmaktadır. Yirmi altı metre yüksekliğinde olan fenerin üzerinde iki adet yazıt bulunmaktadır. Biri üst bölümünde diğeri ise dönemin Likya Valisi S. Marcus Priscus’un heykelinin kaidesinde bulunan yazıtlar bize fener hakkında detaylı bilgi vermektedir.

“... Patara Meclisi ve halkı; Tiberius Caesar’dan bu yana tüm imparatorların ve İmparator Caesar Augustus Vespasian’ın propraetorik düzeydeki valisi, kurtarıcımız ve hayırseverimiz Sextus Marcius Priscus’u; Lykia Halkı’nı sekiz yıl boyunca rüşvet almadan ve hakça yönettiği için, kentimizi çok güzel yapılarla süslediği için ve denizcilerin selameti adına Pharos ve Antipharos’u inşa ettirdiği için onurlandırır...”  Üzerinden iki bin yıla yakın zaman geçtikten sonra bir insana yönettiği bölge halkı tarafından yapılan bu övgüye şahit olmak gurur vericidir. Yazıtta dikkat çeken önemli bir husus ise söz konusu fenerlerin iki tane olduğudur.

Gerek kazı çalışmaları gerekse Patara Deniz Feneri’nin projelendirilme çalışmalarına katkıda bulunduğum dönemlerden beri Prof. Dr. Havva İşkan Işık’ın bu fenerin ayağa kaldırılması konusundaki özverili çalışmalarına birebir şahit olmuşumdur. Tüm olumsuz yaklaşımlara, başarılı olmaması için yapılan tüm girişimlere büyük bir sabır ve dirayetle direnen Havva Hoca ve kazı ekibi, sonunda başarılı olmuş, fenerin yeniden hayat bulmasını sağlamışlardır. Podyum çevresindeki alana yayılan orijinal taşları tek tek değerlendirmiş, fenerin hangi bölümünde yer aldığını tespit etmiş ve orijinal konumlarına monte edilmelerine gayret etmişlerdir. Elbette olumlu bir şeyler yapmak için uğraşan hemen her insanımızın yaşadığı üzüntülü günleri o da yaşamış ve hâlen de yaşamaktadır. Ancak bütün bu sıkıntılar gün gelir unutulur. Önemli olan yapmaktır, yüz yıllar sonra “Bu yıkık feneri bir dönem Havva İşkan Işık ve kazı ekibinde yer alan çalışma arkadaşları ayağa kaldırdı” diyerek övgüyle anılacaklardır.

Türkiye’yi yeniden aydınlatacak

Övgü gerekir!

Patara Deniz Feneri’nin yeniden hayata kavuşturulması çalışmalarına büyük bir hızla devam ediliyor. Cumhuriyetimizin ilanının 100. yıl dönümünde Akdeniz ve Patara Limanı’nı aydınlatması amacıyla. Ülkem adına böylesi bir çalışmayı yılmadan, küsmeden büyük bir özveri ve disiplinle on dört yıldır sürdüren Prof. Dr. Havva İşkan Işık, Patara Kazılarını başlatan ve bizlerin Likya hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmasını sağlayan Prof. Dr. Fahri Işık ve bunca yıldır devam eden kazı çalışmalarına emeği geçen herkese teşekkür ederim. Eğer Akdeniz kıyılarına bir gezi yapıyorsanız, mutlaka vakit ayırıp Patara Ören Yeri’ni gezin, biraz yürüyüp Patara Deniz Feneri’ni izlediğinizde, mutlu olup, “Biz nelere malikiz?”  diye  sevineceğinizi ve gurur duyacağınızı umuyorum.

“Benim güzel ülkemde de övünülecek işler yapılmış olmasının gururuyla bu yazımı sevgili Havva İşkan Işık ve Fahri Işık’a armağan ederim...”

Yazıyı Paylaş

Google +

Whatsapp