Top
03/04/2024

Siyasetin bu seçimlerden alacağı çok ders var

Ama sonuçlarının bir genel seçim kadar da etkili olduğunu bilelim. Çünkü uzun yıllardan sonra AK Parti’nin oylarında bir geri çekilme görüldü ve 47 yıl aradan sonra CHP en yüksek oyu alarak birinci parti çıktı.Liderlerin konuşmalarından her partinin bir özeleştiri sürecine gireceğini anlıyoruz.AK Parti kendi içinde oy kaybının nedenlerini araştıracaktır.Merkez sağ partisi olma iddiasıyla yola çıkan ve alternatif bir parti yaratmak için kurulan İYİ Parti’deki oy kaybının da partide önemli değişikler getireceği şimdiden ortada...Yeniden Refah Partisi’nin bir önceki seçimde kurulan Millet İttifakı’nın CHP dışındaki partilerinden daha fazla oy alması da bu seçimin dikkat çeken ayrıntılarından biriydi.Türkiye’de seçmen seçimden seçime imzasını atar.Belki de sivil toplumun yeterince güçlü olmaması bundan en önemli etkendir.O yüzden demokrasinin tabana yayılması, vatandaşın demokrasiye katkı vermesi daha da önemli hale geldi.Siyasi partilerimizin ve yöneticilerinin şunu iyi analiz etmesi gerekir.Artık seçmen çok farklı kanallardan bilgiye ulaşabiliyor.Sadece yaşadığı şehri değil; sadece Türkiye’yi değil, bütün dünyayı karşılaştırmalı izleyebiliyor.Gençleri Y, Z, kristal kuşak diye de ayırmayalım.Çok farklı beklentileri, istekleri, hayalleri olan da bir gençlik geliyor.Tercihleri, öncelikleri da farklı...Ve siyasetin çok önünden koşuyorlar.Siyaset, siyasetçi bütün bildiklerini bir kenara koyarak ve yeni dünyanın koşullarını göz önünde bulundurarak kararlar vermeli.Dünya değişirken Türkiye de değişti.Artık eski sözlerle, eski söylemlerle siyaset yapmak da zorlaştı.Bu bütün partiler için geçerli...Yapmamız gereken daha güçlü bir demokrasi iddiasıdır.Sivil toplum örgütlerinin güçlendirilmesi, demokrasiye katılımı artık daha da önem kazanmıştır.  Katılım 90’lardan 80’lerin altına düştü SEÇİME katılım yüzde 87’lerden 80’lerin altına düştü. Siyasetçilerimiz katılımın yüksek olmasından övünürlerdi. Bence de vatandaşın sandığına sahip çıkması, hele hele neredeyse her yıl seçime gidilen bir ülkede çok anlamlı ve değerlidir.Avrupa’da bu oranlar 60’larda kalıyor.Şimdi bu düşüşün analizlerini iyi yapmak gerekiyor.Bir bıkkınlık mı var; hayal kırıklıkları mı, siyasetten umudunu kesenler mi yoksa başka bir nedenden dolayı mı?Belki de hepsi veya bilemediklerimiz.Türkiye gibi bir ülkede sandığa gidip tercihini yapan ya da değiştirenler de bir şeyler söylemek istiyor.Sandığa gitmeyenler de...Elbette bütün bu ayrıntıların analizini yapmak da her partinin yöneticilerine düşüyor.  İzmir’de de katılım son20 yılın en düşüğünde TOPLAM 3 milyon 460 bin seçmeni bulunan İzmir’de de katılım yüzde 79 oldu.2014 seçimlerinde bu oran yüzde 90.38’di.2015 genel seçiminde oran 89.4; 2015 Kasım seçiminde 90.5,2018 genel seçiminde 89.27, 2019 yerel seçiminde 87.31, 2023 genel seçiminde 90.35 olmuştu.Şimdi yüzde 79...“Türkiye ortalamasıyla paralel” diyebilirsiniz.Ama İzmir hep Türkiye ortalamasının 5 puan üzerindeydi.Bence İzmirli seçmenin de neden sandığa gitmediğini özellikle CHP iyi analiz etmelidir.  Seçmen davranışlarındaçok etken var unutmayalım SEÇMEN davranışlarını etkileyen konularla ilgili birçok yorum var.Enflasyon, hayat pahalılığı, emekli maaşlarının düşüklüğü gibi öncelikli konular var.Ama inanın ekonomide değişen dengelerin de çok büyük payı oldu bu seçimlerde...Örneğin evsahibi kiracı ilişkileri...Yüzde 25 sınırlaması bu dengenin bozulmasında en önemli etkenlerden biriydi.İkincisi sadece kiracıların mağdur olduğunu gören bakış açısı da önemliydi.Oysa yıllarca devam eden mahkemelerden herkes yoruldu.Hakimler de dahil...Ellerinde çıkış taahhütnamesi olan mülk sahipleri bile evlerini satmak için mahkeme kararı çıkarmak zorunda kaldı.Davalar kiracıların “O imza benim değil” itirazıyla uzadı.İmzalar kiracıların çıkınca da hiçbir cezai müeyyide uygulanmadı.İtirazlar yasal bir hak gibi görülmeye devam ediyor.Yani toplumsal ilişkiler zedelendi.Özetle...Evsahibi kiracı ilişkileri dahil birçok konu yasal düzenlemeye muhtaçtır.
Yazıyı Paylaş

Google +

Whatsapp