Top
02/04/2024

Sütten kulenin zaferi

İstanbul'un nadide seyir terası Çamlıca'da şehrin siluetini bozan anten tarlası kaldırılıp yerine dünyanın sayılı televizyon ve radyo kulelerinden birisi inşa edildiğinde söylemişti o veciz sözü İmamoğlu: "Ben Çamlıca Kulesi uzunluğunda süt dağıttım". O süt kulesi Türkiye'de zafer kazandı.

Kent lokantası, beslenme çantası ve erzak kolisini, tünellere, köprülere ve duble yollara tercih etmesinden dolayı suçlayabilir miyiz halkı? En ağır ekonomik krizin yaşandığı bir dönemde muhalefetin tüm unsurlarıyla birleşmesine rağmen halkın iktidarı Erdoğan'a teslim ettiği gerçeği gün gibi ortada iken üstelik.

Milletin öncelikli gündeminin ekonomi olduğunu, kentsel dönüşüm, ulaşımdaki devasa projeler ve getirisini ancak yıllar sonra alacağımız büyük yatırımların gündeminde olmadığını görmek için böylesi bir sarsıntıyla karşılaşmak gerekliymiş demek ki. Oysa kentsel dönüşümün seçim kazandırıcı bir vaat olmadığını, daha bir yıl önce yerle bir olmuş Kahramanmaraş'ta vatandaşın dönüşüm aleyhine açtığı 3 bin 500 davaya bakarak anlamak mümkündü.

Emekli maaşına iyileştirme yapılmamasını sinesine çekebilirdi insanımız. Fakat karşılığında devletin kurumlarının israfa karşı bir seferberlik yaptığını görseydi. Enflasyonun ezici, mutfağı tarumar edici gerçeğine tahammül edebilirdi belki daha da yoksullaşan dar gelirlimiz ama devletin kendi market zincirindeki fiyatların bir nefret objesi haline getirilen üç harfli marketlerden daha insaflı olduğunu görebilseydi.

Cumhurbaşkanımız bu yerel seçim sonuçlarından ders çıkaracaklarını ve gereken her şeyi yapacaklarını söyledi. Muhalefetin 22 yıldır totaliter bir rejimle yönetildiğini iddia ettiği ülkemizde, iktidarının en güçlü olduğu döneminde yapılan yerel seçimleri kaybetmesine rağmen büyük bir özgüvenle bu sonucu "85 milyonun zaferi" olarak ilan eden kaç lider olabilir dünyada? Erdoğan'ın darbeler yüzünden belini bir türlü doğrultamamış bu ülke insanına kazandırdığı en büyük şeyin "özgürlük" ve "halk iktidarı" olduğunu idrak etmemek için ya kör olmak gerekir, ya da ağır insafsız.

Trakya'dan Batı Anadolu'ya, Marmara'dan Batı Karadeniz'e kadar birkaç il dışında neredeyse tüm bu bölgelerdeki şehirlerin yerel yönetimlerinde iktidar olan CHP'nin artık vereceği büyük bir sınav var. Halk CHP'yi birinci parti yaparak kendisine beş yıllık bir kredi verdi. AK Parti döneminde belediyecilik açısından rahata alışmış insanlara aynı hatta daha yüksek kalitede hizmet götürmek zorunda artık. Muhalefette olmanın konforunu ve şikâyet etmenin cazibesini AK Parti'ye teslim ettiler.

Seçimlerin kaybedeni elbette sadece AK Parti değil. Daha birkaç ay öncesine kadar anketlerde yüzde 7'lerde 10'larda gösterilen Deva ve Gelecek gibi seçimlerde ilk defa rüştünü ispatlayacak olan partiler tam anlamıyla yok oldular. Silinip gittiler. Saadet, Milli Görüş mirasını bütünüyle YRP'ye kaptırdı. Siyasetini mülteci düşmanlığı üzerine bina eden Zafer Partisi de buhar olup uçtu. Böylece Türk Milleti'nin zihninde yabancı düşmanlığına yer olmadığını gördüğümüz gibi, hırslarının esiri olmuş kifayetsiz muhterislere de kapılarını sonuna kadar örttüğünü gördük.

YRP'ye gelince... İstanbul'da birkaç ilçeyi AK Parti'ye kaybettirme başarısı dışında, kazandığı iki il var. Bu iki şehirde aday gösterdiği yöneticiler ise daha düne kadar AK Partiliydiler. Başarı olarak gördükleri buysa, buyursunlar beş yıl boyunca düğün yapsınlar. "İktidarın Gazze'ye ihanet ettiği" şeklinde CHP fonlamasıyla yaptıkları kara propagandanın yerine ulaşmasının mükâfatını CHP'yi dünyada ilk tebrik eden ülke ayrıcalığına nail olan İsrail'den bekleyebilirler.

Önümüzde seçimsiz dört yıl var. AK Parti'nin hükümette, CHP'nin yerel yönetimde iktidar olarak halkın karşısında hizmetlerini yarıştırmak zorunda olduğu dört yıl. Bu süreci iyi değerlendirirsek herkes kazançlı çıkar.

Yazıyı Paylaş

Google +

Whatsapp