Top
Yetenekli Kalemler

Yetenekli Kalemler

yeteneklikalemler@tg.com.tr

14/01/2020

Tek kollu şampiyon -1-

Bu çocuğun moralinin yerine gelmesi için ne yapmalıyız?
-Bilemiyorum.
Annesiyle babası bu konuda çok çaresizdi. Çünkü bir iş kazasında biricik oğullarının sol kolu kopmuştu.
Bir ara onu teselli etmek için dediler ki:
-Evladım senin gönlünü yapabilmemiz elbette çok zor. Ama inan ki yapabileceğimiz her konuda senin yanındayız.
Sol kolu kopsa da bunu bir fırsat olarak değerlendirmişti küçük çocuk. Dedi ki:
-Ne istersem yapacak mısınız?
-Evet…
-Öyleyse önceden beri hayalimde olan karateye beni gönderin. Karateci olmama izin verin.
Anne baba göz göze geldiler. Çocuklarına “Ama oğlum senin bir kolun yok ki” diyemediler.
Boyunları bükük ve mahzun bir şekilde baş salladılar:
-İstiyorsan öğren…
-İstiyorum.
-Ama…
-Olsun tek kolumla da olsa istiyorum.
Baba çocuğunun bu karar üzerine yaşadığı sevinci görünce şaşırdı. Çocuk âdeta kolunu kaybetmeden önceki gibi mutlu olmuştu. Bunun üzerine derhâl harekete geçti. Çocuğuna özel karate hocası çağırdı ve dedi ki:
-Ne olur, oğluma bu mutluluğu çok görme.
Ama karate hocasından da hiç beklemediği bir cevap aldı baba:
-Beyefendi hiç merak etmeyin.
-?
-Ben oğlunuza öyle bir karate öğreteceğim ki, oğlunuz şampiyon olacak.
-Yapmayın hocam. O kadar abartmaya gerek yok. Tek kollu bir çocuğa karate konusunda bir şeyler öğreteceksiniz hepsi bu…
Karate hocası babanın inanmadığını anlamış ama üstelememişti.
Çocukla ilk karşılaştıklarında göz göze geldiler:
-Evet. Hazır mısın evlat!
-Hazırım…
-Şampiyon olmaya var mısın?
-Sahiden mi?
-Evet…
-Yaşasın. Varım…
Öyleyse sana öğreteceğimi çok iyi uygulayacaksın…
-Tamam…
Böylece karate eğitimine başladılar. Ancak bu hocada bir tuhaflık vardı!...
              Taha Uğur-Ankara
 
 
 
 
ŞİİR
 
 
              Sen gidersen...
 
Yıkılmak bilmeyen kaoslardan tutup
Ruhumla besledim
Bir gece,
Mehtaba yenilip,
Kaosa karışmandan o kadar çok korkarım ki
Gözlerine bir kalbimi
Yüzüne bir kalbimi
Ellerine bir kalbimi
Belki de yükselmesi için
Ayaklarının altına da bir kalbimi serdim.
Kaç tane mi kalbim var!
Seni tanıdıktan sonra o kadar çok genişledi ki göğsüm,
Sana dair onlarca kalp besleyebilirim orada.
Niyeti;
Senin o kocaman kalbini, kendisine buyur etmek
Öyle de yaptı
Sonra kendisini sana feda etti.
Yerinde seninki var
Şayet bir gün çalarsa ayrılık çanları;
Ne olur gözlerindeki yanmamış olsun
Ne olur yüzündeki hâlâ benim bildiğim olsun.
Ne olur ellerindekine kıyma
Ben onu en çok ellerini seviyorum diye verdim.
Ne olur üzerine kıymet biçtiğin o canıma da bir şey yapma.
O da benim tam olmam için gerekli
Biliyorum ki
Sen gidersen hepsi seninle gelecek
Seninki dâhil...
                      Hüseyin Özer
 
 
 
ENTERESAN BİLGİLER
 
METAFİZİK: Felsefenin öze, içeriğe, asla ait en temel konularını inceleyen bilim dalıdır. Meta “öte” ve fizik “madde” kelimelerinden meydana gelmektedir. “Madde ötesi” demektir. Felsefe, önceleri, matematik, geometri, astronomi, mantık, tabiî ilimleri ve kâinat (evren), evrenin yaratıcısı, insan, siyaset, ahlâk, fert ve cemiyet hayatıyla ilgili sorunlar ve bunların çözümünden bahsediyordu. Bütün ilimler felsefenin içerisinde yer alıyordu. Daha sonra uzmanlaşma meydana gelince, ilimler felsefeden ayrıldı. Artık felsefenin konusu mücerret (soyut) ve zihin dünyasını ilgilendiren konulardan ibaret kaldı. Metafizikle ilk uğraşanlar eski Yunan düşünürleridir. Bunlar insan zihninin varlığını kabul ettiği fakat gözle görülemeyen mefhumların niteliği hususunda fikirler ileri sürmüşler ve tartışmışlardır. Bunlardan Aristo, tabiatı, varlıkları ve madde ötesi konuları inceleyerek yazdı. Daha sonra onun bu yazılarını düzenleyen Rodoslu Andronikos eserine Ta Meta ta Phsika “Fizikten Sonra Gelenler” adını verdi. Böylece ilk olarak “metafizik” terimi ortaya çıktı ve yerleşti. İslamiyet’te metafizik konular, dinî ilimlerin kelâm ilminin konusuna girmektedir. Kelâm ilmi, metafizik konularda vahyi (peygamberlerin Allahü teâlâdan bildirdiklerini, yâni nakli) esas alır; aklı ise nakli anlamak, anlatmak ve ispatta kullanır. Akıl nakle tâbi, ona hizmetçi durumundadır. Onun için Âdem aleyhisselâmdan son peygamber Muhammed aleyhisselâma kadar bütün peygamberler aynı imanı söylemişlerdir.
Yazıyı Paylaş

Google +

Whatsapp