Top
Öcal Uluç

Öcal Uluç

ulucocal10@gmail.com

01/08/2020

Ağlayan başkanlar!..

İnanamıyorum, işleri güçleri ağlamak, sızlanmak; öyle başkanlarla dolu, bir çok kulübümüzün başkanlık koltukları!..
Büyük vaatlerle, koşa koşa geliyorlar yönetime ve de sonra “beceremeyince” başlıyorlar ağlamaya… Ağla babam ağla!..
“Sorunları çözmek için, bayrağı daha ilerilere götürmek için, kulüplerini ve hedeflerini büyütmek için”, hem de öyle “tabanca tüfek zoru” ile değil, “güle oynaya, gönüllü” geliyorlar iş başına, sonra “işler tersine gidiyor”; başlıyorlar ağlamaya… Ağla yavrum ağla!..
Saklamama gerek yok, Türkiye’mde “sporla biraz uğraşan” herkes biliyor; bu “ağlayan” başkanları; “en başta” en büyüklerin başkanları; Ali Koç gibi, Ahmet Nur Cebi, Ahmet Ağaoğlu… Bakın “takımları küme düşüp de ağlayan”, ama “düşme kaldırılınca” bayram eden başkanların sayısı o kadar çok ki, hepsinin adını buraya almayacağım!..
Git Ankara’ya hükümete ağla, gel İstanbul’da Federasyona ağla, gazetecilere, TV’cilere ağla, git kentine “önüne gelene” milletvekillerine, Valiye, Belediye Başkanına, taraftara ağla…Yoo bitmedi; çık yurt dışına UEFA’lara, FİFA’lara ağla… Ağla da ağla!..
Ah!.. Ah… Müslüm Baba (Gürses) ölmeseydi, “ağlayan başkanlar için” ne güzel ağıtlar söyler, taraftarlara “jiletlerinizi hazırlayın” derdi!..

Onca maç, “şaibe” ve hakemler!..
Süper Lig’in “21 takıma çıkarılması” kararı için, “Oldu, bitti, artık eleştirmeyeceğim, tartışmayacağım” diyerek dünkü yazımda ilan ettim ki; “Pişmiş aşa su katmayacağım!..”
Amma, sevgili kardeşim Hıncal Uluç’un aynı gün yazdığı ve altına “Bu yazı, karar açıklanmadan önce yazılmıştır, karar alındıktan sonra değişmeyecektir” notlu ve “Sakın boyun eğme, Nihat Başkan” ve de dün gazetemde sevgili Ömer Faruk Ünal’ın “Sizce bu lig 21 takımla biter mi?” başlıklı yazılarını okuyunca, anladım ki, “Aş daha pişmemiş” ve de uzun zaman da bitmeyecek!..
Sadece 306 maçlık Süper Lig 420 maça çıkacak, üstelik pandemi sıkıştırması ve tehdidi altında. Ya 1. Lig, 2 tane 2. Lig grubu, 4 tane 3. Lig grubu; kaç maç edecek bir sezonda; hesaplamak için hesap makinesi gerek!..
Bu kadar maçla “her maç gecesi TV ekranlarında yerden yere vurulan”, hem de “iktidarın amiral gemisi medya kuruluşunun ekranlarında bile ‘şaibeli’ ilan edilen” hakemler ve de “o ekrandaki yorumculara göre ‘şaibeli ligin’ sahibi olan” Nihat Özdemir Federasyonu nasıl başa çıkacaklar?..
Yazımı daha fazla uzatıp, “pişmiş değil” ama “pişmesi beklenen” aşa daha fazla su katmayayım; ben hakemlerin de, Federasyonunda “şaibeden uzak olduklarına inanan” ve “inanmaya devam eden” bir spor insanıyım, bir gazeteciyim. Her şeye rağmen, bu ligin de “bu hakemlerle ve bu Federasyon ile biteceğine” inanarak, karar için bir defa daha “hayırlı olsun” diyorum!..

Hakemler, yamyamlara yem mi?..
Bu bir uyarı, bu bir öneri, bu bir fantezi değildir; şimdi yazacaklarım (Kaç defa yazıp geldim) 65 yıldır sporun içinde olan bir gazetecinin tespitidir; Federasyonun sayın Başkanı ve de üyeleri!..
TV ekranlarında “hakem kıyım ve infazı” önlenmezse, “bu sıkışık” sezonda “hesaplaması zor” onca maçın oynanacağı Türkiye Ligleri” sağ salim bitmez!..
Ekranlarda “Reytinglerini arttırmak” / “Taraftarlara selam göndermek” / “Kendilerini tatmin etmek” yarışına insafsızca çıkanlar meydanı gene boş bulurlarsa, yandı gülüm keten helva!..
Federasyon, “bu acı gerçeği” göz önüne alarak, “kesin sonuç getirecek” tedbirleri almalıdır!..
Elbette “hakem eleştirileri olacak, hatalar ortaya konacaktır” ama hakemlerin “kişiliklerine dönük inansız ve insafsız” nitelemeler, damgalamalar; işte engel olunması gereken husus budur!..
“Efendim hakaret varsa, gitsin mahkemeye” kafası sorunu çözmez, “tek başına” bir hakem, “karşısına alacağı gazeteleriyle, TV’leriyle, radyolarıyla medya kuruluşlarının kolayca yemi olacak” ve “bu yıkım” devam edecektir!..
Hele hele, Federasyonlar bile “bu medya kuruluşlarının yemi olan” hakemleri resmen ve alenen “yok edecek” kararlara imza atmışlarsa (Lütfen okuyunuz dünkü yazısında Ömer Faruk Ünal’ın verdiği örnekleri), “vicdanları yaralayan” yıkım isnatları sürüp gidecektir!..
Kaç defa yazdım; koyun sözleşmeye, talimata “hakemlere ve kişiliklerine hakareti inat ve ısrarla sürdüren” ekranlara “Maç özetleri verilmeyecektir” hükmünü, “olsun bitsin”; çok mu zor; yoksa, sizler de korkuyor ve “hedefe konmamak için, ‘hakemleri yem etmeye’ devam mı” diyorsunuz?..

Şaka!..
Erol Bulut “F.Bahçe’ye beraberinde ancak iki yardımcısını getirmesi” şartını kabul etmiş, “eğer razı edebilirse üçüncü olarak” da Mehmet Yozgatlı’yı da yanında taşıyacakmış. Erol Bulut üzmesin kendini; “G.Saray’da oynamışları çok sever” Ali Koç ile Emre Belözoğlu “Üçüncüyü de getir” diyeceklerdir. Zira Yozgatlı “Galatasaray’da Süper Lig şampiyonluğunu, Türkiye ve UEFA kupalarını kazanmış kadronun futbolcusu” değil miydi?..

Hakem kıyımı bir, hoca kıyımı iki!..
Genç bir meslektaşım çıkıp da, “kendilerini değiştireceklerine, teknik direktör üstüne teknik direktör değiştiren” ve de takımlarındaki kötü gidişe “Dur” diyemeyen başkanları listelese. “Bir Başkan, kaç Hoca” istatistiğini bütün acılığı ile ortaya koysa!..
Gelen giden hocalara “ödenen paraların hesabını” da araştırmasına katsa!.. Her gelen yeni hocanın “hangi oyuncuları transfer ettirdiğini” de, maliyetleriyle beraber” toplam hesaba eklese!..
Mesela “bu hesaplamayı” son 10 yıl için, yok yok beş yıl için, bıraktım 5 – 10 yılı, mesela sadece “bu sezon için bile” yapsa böylece “Küme düşme olmasın, Yabancılar oynasın, takım harcama limitleri gevşetilsin” diye ağlayan Başkanların “kulüplerine verdikleri zararı” ortaya koysa, “gerçekler” ortaya çıksa… Fena mı olur?..
Ve de asıl, “Bir gecede 83 milyonu doğrudan ilgilendiren kanunları çıkaran” Meclis’teki, bunca yıldır “doğru dürüst bir ‘Kulüpler Yasası’ çıkarmayarak” meydanı har vurup harman savuran, sonra da ağlayan başkanlara bırakan siyasetçilerin Türk sporuna ve kulüplerimize nasıl büyük bir darbe vurduğu da “bu örnekler” ile ortaya konsa… Fena mı olur?..
Elbette “iyi”, hem de “çok iyi” olur” da, nerede o babayiğit?..

 

Yazıyı Paylaş

Google +

Whatsapp

Yazarın Diğer Yazıları