Top
09/11/2012

Böyle demokrasiye can kurban!

Sevgili okuyucularım, bundan yaklaşık üç hafta önce size bir soru önergesinden söz etmiştim. CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray, Adalet Bakanı tarafından yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığı'na bir önerge vermiş, İmralı Cezaevi ile ilgili bazı sorular sormuştu. (Bu konuyu ikinci kez yazıyorum çünkü yeni gelişmeler oldu!)

Önergenin TBMM Başkanlığı'na veriliş tarihi 13 Eylül 2012, kayıt numarası 5585.
Önerge aynen şöyleydi:
1- Katil Abdullah Öcalan'ın yatmakta olduğu İmralı Cezaevi'nde şu anda kaç hükümlü kalmaktadır? İsimleri, suçları, aldıkları cezalar, tahliye zamanları ve varsa örgütleri nedir?
2- Aynı cezaevinde müdür ve yardımcıları dahil kaç personel ve kaç ceza infaz memuru görev yapmaktadır? Aşçı, temizlikçi gibi diğer yardımcı görevlilerin sayısı nedir?
3- Abdullah Öcalan günün kaç saatini odasında tek başına, kaç saatini diğer hükümlülerle birlikte geçirmektedir? Bunun haftalık programı nedir? Ortak alanların günlük kullanımı nasıl olmaktadır?
4- Son altı ay içerisinde kendisini avukatları ve yakınları dahil kaç kişi ziyaret etmiştir? İsimleri nedir?
5- İmralı Cezaevi kaç kişiliktir? Başka bir deyişle, orada kaç mahkum barındırabilir?
6- Cezaevinde kütüphane var mıdır, varsa kaç kitap mevcuttur?
7- Kendisine bakmakla yükümlü olan ve İmralı'da görev yapan kaç doktor vardır? Doktor ziyaretleri hangi sıklıkta olmaktadır?
8- Bu şahıs için İmralı mutfağında hangi özel diyet yemekleri hazırlanmaktadır? Her gün diyet mi yemektedir?
9- Cezaevine hangi gazeteler gelmektedir? Bu konuda sansür var mıdır? Şahıs gazete okumakta mıdır?
10- Odasında televizyon var mıdır?

* * *

Aradan yaklaşık bir buçuk ay geçti ve Adalet Bakanlığı tarafından hiçbir yanıt verilmedi.
Aytun Çıray bu durumda pes etmedi. Bu kez Adalet Bakanlığı'na 4982 sayılı Bilgi Edindirme Hakkı Kanunu kapsamında yeni bir başvuruda bulundu ve önergesinde yer alan sorulara bu yasa doğrultusunda yanıt verilmesini istedi.
Aynı soruları yazılı olarak bir kez daha iletti.
Şimdi Bakanlık tarafından bu ikinci başvuruya gönderilen yazılı yanıtı sizlere aynen iletiyorum.
Bir ibret ve uyutmaca belgesidir:
“İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumun'da görev yapan müdür, müdür yardımcısı, doktor ve infaz ve koruma memuru ile aşçı, temizlikçi gibi yardımcı hizmetlerde görev yapan personel sayısının bildirilmesine ilişkin 12 Ekim 2012 Bilgi Edinme başvurunuz incelendi.
İnfaz kurumunda bir 1. Müdür, üç 2. Müdür, bir idare memuru, dört infaz ve koruma başmemuru, 14 infaz ve koruma memuru, yardımcı hizmetler sınıfında bir kaloriferci görev yapmakta olup, altı infaz ve koruma başmemuru ile 39 infaz ve koruma memuru ise
geçici olarak görev yapmaktadır. Ayrıca görev yapan doktor bulunmamaktadır.
Bilgi edinilmesini arz ederim. Bakan adına imza.”

* * *

Şimdi bakınız, bu önergede 10 soru var. İlk aşamada hiçbirine yanıt verilmedi, Aytun Çıray ikinci yolu deneyince, Bakanlıktan böylesine eksik, anlamsız bir yanıt geldi. Lütfen önergeyi bir kez daha okuyun. Sadece ikinci soruya bir miktar, yedinci sorunun ise yarısına yanıt veriliyor!
Şimdi söyler misiniz, bu ülkede Meclis denetimi, iktidarın denetimi nasıl yapılacaktır?
Kardeşim, madem denetim yapılmayacak, madem sorulara yanıt verilmeyecek, sen bu Bilgi Edinme Kanunu‘nu niçin çıkardın?
Sen hükümet olarak terörün karşısında pes etmiş olacaksın, İmralı'da Apo‘yu kuş sütüyle ağırlayacaksın, o katille pazarlık edecek veya ettireceksin, “Aman Apo sen bize yardımcı ol da şu terörü bitirelim. Sen örgüte emir verirsen bu iş biter. Biz ettik sen etme, bize anlayış göster” diye yalvarıp yakaracaksın…
Ama bir muhalefet milletvekili sana Apo'nun İmralı'daki yaşam koşullarını sorduğu zaman sütre gerisine çekilecek, o önergeyi yok sayacak, yasayı da yok sayacak, milletvekilini adam yerine koymayacak ve sorduğu sorulara yanıt verme zahmetine bile katlanmayacaksın!

* * *

Bu yaptıkları bir değil, üç değil, beş değil. Tayyip ve öteki bakanlar bunu sürekli yapıyorlar. Soru önergelerine ya tutarsız, anlamsız, eksik yanıtlar veriyorlar, ya da hiç vermeyip
geçiştiriyorlar. Denetimden böyle kaçıyorlar.
Göstermelik çıkarıldığı artık belli olan “Bilgi Edinme Kanunu” diyorsunuz, “Kim takar o kanunu” diyorlar!
Türkiye'de “Demokrasi” işte böyle çalışıyor!.. Denetim işte bu koşullar altında yapılmaya çalışılıyor. Türkiye'de üç yıl önce “Bülent Arınç'a suikast” diye göstermelik-palavra
olaylar yaratıp sonrasında Genelkurmay'ın kozmik odalarına girmek, arama yapmak, oradaki en gizli belgeleri çıkarıp götürmek serbest!
Ama İmralı konusunda bilgi istemek yasak!..
Çünkü Apo'yu orada krallar gibi yaşatıyorlar, pazarlık ediyorlar, saygı sunuyorlar, her türlü olanağı sağlıyorlar ve bunların bilinmesini istemiyorlar.
Böyle “Demokrasiye” can kurban!
Tayyip 10 Kasım'da Anıtkabir'e gelecek mi?

Sevgili okuyucularım, Tayyip şu anda Eminanım ve ekibiyle birlikte Endonezya gezisinde. Programa göre 10 Kasım günü Ankara'da olacak ve Anıtkabir'de Atatürk‘ün huzurunda
protokol gereği saygı (!) duruşunda bulunacaktı.
Fakat gelin görün ki, programı biraz değişmiş görünüyor.
Gelen haberlere göre orada Brunei Sultanı ile karşılaşmış, o sultan bizim sultana “Bizim oraya bir gel de hasret giderelim” demiş.
Belki de bizimki ona “Sultanım, 10 Kasım günü sana geleyim, beni Ankara'da bir eziyetten kurtarmış olursun” demiştir, ne bileyim!
Sonuçta Tayyip programını değiştirip o sultanın ülkesine gitmeye karar vermiş.
Bu durumda 10 Kasım günü Ankara'da olması mümkün olmayacakmış! Türkiye'ye Pazar günü dönecekmiş.
Hiç gelmese de olur!

* * *

Devlet parasıyla aile boyu Brunei gezisi yapmak varken, hazır böyle bir bahane çıkmışken, sen git Anıtkabir'de sap gibi dur, saygı (!) duruşunda bulun, eziyet çek.
Onun yerine Necdet Bey durur, olur biter!
Boşverin, hiç önemli değil.
Yarın Atatürk'e gelecek insanlarımız, bir milyon Tayyip'ten çok daha değerlidir.

Yazıyı Paylaş

Google +

Whatsapp