Top
Oral Çalışlar

Oral Çalışlar

oralcalislar@gmail.com

21/11/2017

ABD operasyonları ve birlik

22-29 Eylül (2003)’de değişik düşünce ve gelenekten aydınların oluşturduğu “Doğu Konferansı” heyetiyle İran’daydık. Reformcu olarak bilinen Muhammed Hatemi, Cumhurbaşkanıydı. İktidarın asıl güçlü kısmı ise tutucu mollaların elindeydi. Birçok muhalif aydın hapisteydi. Bazıları, reformcuların çabasıyla serbest bırakılıyordu.

Cezaevinden çıkmış bir grup İranlı aydınla, Tahran’da, ABD’nin Irak müdahalesine karşı ortaklaşa neler yapabileceğimizi de konuştuk. (O zamanki izlenimizlerimizi İpek Çalışlar'la birlikte “İran: Bir erkek diktatörlüğü” kitabında topladık.)

İran’ın önde gelen gazete ve haber ajanslarının yönetiminde bulunmuş isimler değerlendirmeleri ortaktı. Biz onlara ABD işgaline karşı ortak tutum almayı önerdiğimizde, net bir duruş sergilediler. “Demokrasi olmadan ABD ile mücadele olmaz” karşılığını verdiler.

İran'da ABD karşıtı bir yönetim olduğunu ancak baskıcı rejim yüzünden ABD’yle mücadelenin başarısızlığına dikkat çektiler. İran’ın en önemli gazetesi Kayhan'ın Genel Yayın Müdürlüğü’nü yapmış, yazı yazması yasaklanmış Maşallah Şemsülvaizin şöyle dedi: “Ülkemizdeki baskılar ABD’ye yarıyor. Bunu gerekçe göstererek bölgeye daha cesaretle giriyorlar.”

İran resmi haber ajansı İRNA’nın eski genel müdür yardımcısı İsa Seherkız da benzer şeyler söyledi: “(...)demokrasi ve özgürlük mücadelesi olmadan yürütülen anti-emperyalist mücadelenin başarıya ulaşacağına inanmıyoruz.”

Cezaevinden yeni çıkan öğretmen ve yazar İmammeddin Baki’nin tutumu da farklı değildi: “Barışı savunurken diktatörlere zemin hazırlamayalım. Eğer özgürlük ve demokrasi bayrağını biz açarsak ABD buraya müdahale edemez.”

14 yıl öncesinin İran’ından söz ediyoruz… İran, hâlâ, “Amerikan karşıtı” otoriter bir rejim tarafından yönetiliyor.

17-25 Aralık

17-25 Aralık (2013) gerçekleştiğinde, ABD’nin rolü konusunda fazla fikir sahibi değildik. Tutumumuz, “seçimle gelmiş bir iktidarın komplo ile devrilmesine karşı” bir duruştu. Zamanla ortaya çıkan bilgiler, Washington'un rolünün, düşünülenden fazla olduğunu gösterdi. “

AK Parti iktidarı ve Erdoğan’ın uzun süredir ABD tarafından hedef alındığı”na ilişkin iddialar artıyor. Rıza Sarraf davasının, “proje”nin parçası olduğu, sürekli vurgulanıyor…

İktidar çevreleri, bir “beka” sorunuyla karşı karşıya olunduğu yönündeki söylemlerini yoğunlaştırıyorlar. “Tertibe karşı birleşelim” tarzında yazılar da görüyoruz, “Birlikte hareket etmeyen haindir” tehditleri de...

İran’lı muhalif aydınların uyarıları, bunca yıl geçtikten sonra bile, hafızamda taze: “Demokrasi olmadan ABD ile mücadelenin bir anlamı olmaz. Başarı da kazanılamaz...”
Yazıyı Paylaş

Google +

Whatsapp

Yazarın Diğer Yazıları