Top
Asu Maro

Asu Maro

amaro@milliyet.com.tr

15/03/2019

Bekleme odasında geçen hayatlar

Firuze Engin’in yazıp yönettiği “Güle Güle Diva”da Selen Uçer bir hastanede yolları kesişen birbirinden farklı dokuz kadını canlandırıyor...

Hastane koridoru, her canlının bir gün mutlaka tanıştığı, kendine ait ritmi, akışı, kuralları olan bir yaşam alanıdır. Her yaştan, eğitimden, sosyal sınıftan insanın aynı “çaresizlik” düzleminde eşitlendiği bir yerdir bir kere ve eğer yeterince zaman geçirirsen birçok hikâyeye de tanık olursun. Büyük kederlere ve büyük sevinçlere, dermanlı ve dermansız dertlere, bin bir türlü insanlık haline.

Hele bir de adeta görünmez gibi odadan odaya, koridordan koridora dolaştığını, insanların gözlerinin ta içine baktığını, konuşmalarına kulak verdiğini, hallerini dinlediğini düşün. Günseli gibi.

Efendim, Günseli, Sefaeli’nde yaşayan evli, mutsuz, çocuklu bir kadın. Okumaya çok meraklıymış genç kızlığında ama üniversiteye yollamamışlar, kocaya vermişler onun yerine. Severek değil, görücü usulü. Başı önde, utangaç bir delikanlıya benzeyen kocası nikâhı basınca ilk iş çalışmasına, ikinci iş de kitap okumasına engel olunca, yuva denilen “boncuklu kuş kafesine” tıkılıp kalmış. Neyse ki beş yıl sonra bir diş hekiminin yanında sekreter olarak işe girmesine izin çıkmış, uzak kaldığı kitaplarına da kavuşmuş. “Bin Bir Gece Masalları”nın Şehrazat’ına hayran bir kadın. Bir de Şennur Selen’e.

Şennur Selen, bir zamanların büyük ‘diva’sı, tam 20 yıldır kendisinden haber alan yok. Ama bugün, tam da bizim hikâyeyi dinlediğimiz gün, 20 yıllık hasret sona eriyor. Şennur Selen doğum yeri olan Sefaeli’nde konser verecek. Tabii ki Günseli de gidecek.

Ama işte evdeki hesap bir kez daha çarşıya uymuyor, Günseli kendisi konsere gidemediği gibi, gökte aradığı Şennur Selen’i hastanede buluyor. Zuhal Hemşire, Serpil, Refiye, Ayşegül, Başhekim Sevilay, Başhemşire ve Hediye ile birlikte.

Kadınları birleştiren Diva

Bu saydığım bütün kadınlar, DasDas’ta sahnelenen “Güle Güle Diva”nın karakterleri. Firuze Engin’in yazıp yönettiği oyunda Selen Uçer oynuyor. Evet, bu kadınların hepsini o tek başına canlandırıyor. Her birinin kendi hikâyeleri, dertleri hayattan beklentileri, umutları var. Bir de ortak yönleri var ne yazık ki kendi hayatlarını bir sebepten askıya almış gibi yaşıyorlar pek çok kadın gibi. Sanki bir bekleme odasındalar, hayat daha başlayacak da, sıralarını bekliyor gibiler. “Çoluk çocuk, koca tamam da, ben kendim olarak ne yapmayı seviyorum?” sorusuna bir çırpıda cevap veremiyorlar. Halbuki “Anneliğin de emekliliği var, kenara koyuveriyorlar seni”, Refiye’nin bütün acımasız gerçekçiliğiyle söylediği gibi. Şimdi bütün bu kadınlar, bir diğer ortak noktaları olan ‘Diva’ Şennur Selen’in etrafında “önemli bir görev için” toplanıyorlar. 

Bir süre önce çeşitli rahatsızlıklar nedeniyle hastanede zaman geçirmek zorunda kalan Selen Uçer ile Firuze Engin’in orada tanık oldukları hikâyelerden esinle ortaya çıkmış “Güle Güle Diva”. Bir gün Selen Uçer’in hastane koridorunda gördüğü her şeyi not almasıyla da son şekline doğru yönlenmiş.

Sürprizli bir dünya

Her biri kendi içinde ilginç, bir araya gelerek de bir bütünün sağlam halkalarını oluşturan kadın hikâyeleri, Firuze Engin’in akıcı ve komik kalemiyle anlattıkları. Üstelik son derece de sürprizli bir dünyada buluşturmuş onları. Sefaeli Devlet Hastanesi’nin neresi sürprizli derseniz, onu artık kendiniz izleyip göreceksiniz, söylesem sürpriz olmaz. 

Yeteneğinden zaten sual edilmeyecek bir oyuncu olan Selen Uçer bu oyunda gerçekten kendi zirvesini yakalamış. O dokuz karakterin her birini görür görmez tanıyorsunuz, hiçbirini diğeriyle karıştırmıyorsunuz, “Bu kimdi şimdi?” demiyorsunuz. Az oyuncuda görülebilecek bir değişme kabiliyetine sahip. Bu yüzden de izlemesi çok keyifli ve eğlenceli. Ayrıca Şennur Sezer olarak şarkıları da gayet başarıyla seslendiriyor ve sözlerini Firuze Engin’in yazdığı, Ozan Tekin’in bestelediği şarkıların piyasadaki pek çok pop şarkısını ezip geçeceğini söylemek isterim. 

Ancak, bu kadar renkli bir karakter galerisi içinde Günseli’ye biraz iltimas geçmek isterim, o sahiden çok ilginç bir kadın ve diğerlerinin hikâyeleri biraz daha kısa tutulsa, ona daha çok odaklanabilsek, uzun lafın kısası oyun bir 20 dakika kadar kısalsa şahane olacak. Bu kadar çok karakterin anlattıklarını akılda tutup takip etmek zor, kim kimin nesiydi derken zaman zaman dikkatiniz dağılıp gidiyor ve Günseli’nin hikâyesi kadar ilginç olmayan detaylarda kaybolabiliyorsunuz.

Bunun dışında, bir kapıdan girip bir kapıdan çıktığımız dünya gibi dekoru, hastane ortamı ile anlatılan hikâyeleri hiç aksamadan birbirinden ayıran ışığıyla yalın, özenli, pırıl pırıl bir oyun, “Güle Güle Diva”. Selen Uçer izlemeye doyamayacağınız performansıyla yıllarca bu oyunu oynamaya devam eder umarım. 

GÜLE GÜLE DİVA / DASDAS

- Yazan Yöneten: Firuze Engin

- Oynayan: Selen Uçer

- Yardımcı yönetmenler: Bahar Merve Yılmaz, Orçun Ucal

- Müzik: Ozan Tekin

- Işık: Ulaş Yatkın

- Oyun asistanı: Sebahat Ok

- Afiş tasarımı: Ethem Onur Bilgiç

Yazıyı Paylaş

Google +

Whatsapp