Top
24/06/2022

Yoko Ono’nun iade-i itibarı

John Lennon ve Yoko Ono’nun aşkının müzik tarihinin en önemli birlikteliği olduğunu bilmeyen yok herhalde. Pek çoklarına göre The Beatles’ı bölen kişi Yoko Ono ve grubun hayranlarınca nefretle anılıyor. Peter Jackson’ın grubun son stüdyo seanslarını elden geçirdiği uzun belgeselinde eşi müzik yaparken bir köşede sabit oturuyor Yoko Ono. Kimilerine göre Lennon’ın en büyük ilham kaynağı o; o kadar hayran ki bir an bile kaybetme korkusundan—hem onu hem de kendi ilhamını kaybetmek—yanından ayırmıyor.

Ono aslında Beatles’dan ve Lennon’dan önce Japonya’nın en varlıklı ailelerinden birinin kızı, kavramsal sanatın öncülerinden, fluxus’un yaratıcılarından biriydi. Bir eleştirmene göre Yoko Ono’nun sanatının başına gelen en kötü şey John Lennon’la tanışması. Bugün toplu eserleri bütün dünyada sergilenen ve büyük ihtimalle çoğunlukla Lennon’la bağından dolayı ziyaretçi rekorları kıran Yoko Ono’nun sanatçı olarak değeri tartışılıyor. Bu tartışmayı açan New Yorker’ın sanat eleştirmeni ve Harvard öğretim üyesi Louis Menand geçenlerde Vancouver’da gezdiği bir Yoko Ono sergisinden yola çıkarak onun kıymetinin bilinip bilinmediğini sorguluyor.

Ben de bugün yayın akışımıza ara verip John ve Yoko’nun ballad’ına dalmak istiyorum.

SERGİDEKİ ÜÇ ESER

Gözden kaçırılan noktalardan biri Yoko Ono’nun John Lennon’ın kariyerinin en kritik dönemecinde hayatına girdiği. Beatles’ın Amerika’ya ayak basıp tarihi Ed Sullivan’ın programına konuk olmasından üç sene sonra tanışıyorlar, müzikte devrim niteliğindeki “Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band” albümünü kaydetmeden önce ama. Yoko Ono’nun ilham perisi olarak Lennon’ın yanından ayrılmaması, Lennon’ın ona tapınması da şaşırtıcı değil.

Bu sadece sıradan bir aşk değil, entelektüel bir birliktelik, ilahi bir ilişki, ortaklık. Yoko Ono hayatına girdikten sonra Beatles’ın müziği daha da gelişiyor, değişiyor, olgunlaşıyor. “Sgt. Pepper’s”dan “The White Album”e bu gelişimi, cesur girişimleri, denemeleri görmek mümkün. Bütün bunlar tek başına Yoko Ono’nun etkisi mi, değil. LSD’den Budizm’e grubun yolculuğunda çok farklı katkı maddeleri var. Ama Yoko Ono da bu etkenlerden biri.

Lennon’ın solo kariyeri, özellikle de Ono için yaptığı şarkılarsa belki de en iyi işleri. Hayatı 40’ında sonlandırılmasaydı bu birliktelik kim bilir daha ne ürünler doğururdu. Yataktaki barış protestosundan sokaklara asılan afişlere, ama en önemlisi de yazılan şarkılara bakıldığında Beatles sonrası Lennon’ın üzerindeki Yoko etkisi daha bariz ve görünür. Az zamanda çok büyük işler yaptık misali, dünyayı birlikte değiştiriyorlar.

İkilinin çok bilinen tanışma hikayesinin tarihi 9 Kasım 1966, yer Londra’da Paul McCartney’nin sık sık gittiği Indica Gallery. Ono işlerini görmek isteyen Lennon’a eşlik ediyor. Daha sonra söylediğine göre kim olduğunu bilmiyormuş. Menand bunu çok inandırıcı bulmuyor, “Ama kim olduğunu umursamamış olması daha inandırıcı,” diye yazıyor.

Adını kenevir bitkisinin ya da daha iyi bilinen adıyla esrarın bir türünden alan Indica’daki işlerinden biri Ono’nun bir sütunun üzerine yerleştirdiği yeşil elma. Lennon elmanın fiyatını soruyor, Ono iki yüz pound olduğunu söylüyor. Daha sonra Lennon tüm şımarıklığıyla elmadan bir ısırık alıp yerine koyuyor. Yoko Ono da bundan iğreniyor.

Indica’da Lennon’ın gördüğü bir başka Yoko Ono eseri tırmanınca tepesinde bir büyüteç olan merdiven olan “Ceiling Paiting.” Merdiveni çıkıp büyüteci tavana tutunca “Yes” yazılı küçük bir kağıt okunuyor. Yıllarca bu eserin ikilinin aşkının mimarı olduğunu zannederdim. MoMA’da birkaç sene önce Yoko Ono’nun toplu eserleri sergilendiğinde—elma da oradaydı tabii ki—ben de bu merdivenden çıkıp tavandaki yazıyı okumuştum.

Lennon’ın özellikle kağıttaki notta “No” ya da “Fuck you” yazmamasından etkilendiğini belirtiyor Menand makalesinde. Ono’nun basit görünen ama katılımcı ve pozitif sanatının bir ürünü bu merdiven: tırmanınca, çabalayınca ret ya da alay değil, onay geliyor ve insana kazanma, başarı hissi veriyor.

İkilinin bir daha hiç ayrılmayacak olmasına neden olan asıl eserse “Painting to Hammer a Nail In (No.9).” Katılımcılardan duvardaki bir panoya çivi çakmaları isteniyor. Lennon da Ono’ya çivi çakıp çakamayacağını soruyor.

“Evet,” diyor. “Eğer beş shilling ödersen.”

Karşılığında Lennon’ın yanıtı da “Ben sana hayali bir beş shilling vereceğim, duvara da hayali bir çivi çakacağım.” Gözler kenetleniyor, gerisi hepimizin malumu.

IMAGINE’İN HİKAYESİ

Hayal etmek ya da İngilizcesi “Imagine” en bilinen John Lennon şarkısının adı. Bu şarkı, ya da idealizm marşı, yapıldığı yıllardan beri daha iyi bir dünyanın mümkün olabileceğini arzulayanların aşamadığı bir manifesto. Hala bu şarkıyı dinleyip daha iyi bir dünya hayal ediyoruz. En son Gal Gadot’nun başını çektiği ünlüler korosu niyetleri iyi olsa da icrada rezil etmiş, kendilerini bu şarkıyla komik duruma düşürmüşlerdi. Ama bu bile “Imagine”in en bilinen ve en çok tekrarlanan umut ilahisi olduğunun kanıtı.

Menand’ın hatırlattığı gibi “hayal etmek” aslında Ono’nun sanatının tam merkezinde yer alıyor. Ono’ya göre sütunun üstünde çürümeye bırakılan herhangi bir şey sanat olabilir ve herhangi biri de sanatçı olabilir, önemli olan bunu hayal etmek. Dünyada yeteri kadar mal olduğu için sanatçıların yeni bir obje üretmemelerini, sanatın hayal edilerek de sanat olabileceğini düşünüyor.

1964’te yayımladığı “Grapefruit” kitabında sanat icra etmenin talimatları var: “Bulutların damladığını hayal edin, bahçeye çıkıp bir delik kazın ve orada saklayın.”

Menand’ı aktardığına göre “Imagine”in sözlerinin büyük ölçüde Yoko Ono tarafından da yazıldığını her ortamda söyleyen Lennon nedense yıllarca onun adını şarkıya koymuyor. Ancak 2017’de Yoko Ono’nun adı şarkının diğer yazarı olarak kayıtlara geçiyor. Yoko Ono’suz bir hayal etmek mümkün mü?

*

Not: Louis Menand’ın yazısı New Yorker’ın 20 Haziran 2022 sayısının kağıt baskısında “The Grapefruit Artist” başlığıyla yayımlandı. Aynı yazıyı İnternet’te “Yoko Ono’s Art of Defiance” adıyla bulabilirsiniz.

Yazıyı Paylaş

Google +

Whatsapp