Top
Abdurrahman Yıldırım

Abdurrahman Yıldırım

ayildirim@htgazete.com.tr

09/10/2019

Harekatta en büyük risk nerede?

Kuzey Suriye’ye operasyonun kesinleşmesiyle finansal piyasalarda fiyatlama başladı ve oynaklık da arttı. En büyük oynaklık da para biriminde gerçekleşiyor. Gün içinde iki üç büyük hareket gerçekleşiyor. Yüksek oynaklığı borsada da görüyoruz ve az da olsa CDS’lerde karşılaşıyoruz.

-Hazine faizlerinde oynaklık ise oldukça düşük. Hem küresel çapta faizlerin düşüş eğiliminden, hem de Türkiye’de düşük kamu borçluluk ve faiz düşüşü sürecinde bulunmamızdan kaynaklanıyor olabilir.

HEMEN HER ŞEYİ DOMİNE EDER

-Fiyatlamaların ve oynaklıkların üzerinden henüz iki gün geçti, net ve sert bir bozulma oluyor. Harekat ilerledikçe, riskler belirginleştikçe fiyatlarda giderek oturacak ve oynaklık azalabilecektir.

 -Zorlu ve uzun olacağı tahmin edilebilen bir yola girdik. Bundan sonra hemen her şey Suriye operasyonuna endeksli olabilir. Akşam Suriye harekatıyla yatıp sabah Suriye harekatıyla kalkacağız. Önümüzdeki dönem iç siyasi gelişmeleri de, dış politikayı da, ekonomik gelişmeleri de, harcamaları da, vergileri de, ülkeyi yönetenlerin zamanlarını da, enerjilerini de Suriye harekatı domine etmeye adaydır.

PİYASALARDA YÜKSEK OYNAKLIK

-Böyle bir süreçten ekonominin ve piyasaların etkilenmesi doğaldır. Gelişmelere paralel varlık fiyatlarının gerilemesi ana eğilim haline gelebilir. Ancak zaman içinde Suriye harekatının nereye evrileceğine bağlı olarak varlık fiyatlarındaki gerilemeler telafi edilebilir.

-O aşamaya kadar bizimle kalıcı olacak ise piyasaların yüksek oynaklığıdır.  Son iki günde TL’nin değerinde ve hisse senedi fiyatlarının bir tavan bir taban yapması ve bunun gün içinde iki üç kez tekrarlanmasını önümüzdeki dönemde çok sık görebiliriz. Haber akışlarına, gelişmelere, açıklamalara bağlı oynaklıklarla karşılaşabiliriz.

HAREKAT İÇİNDE YOLU KAYBETMEMEK İÇİN

-Bütün bu yüksek dalgaların arasında kaybolmamak, toz bulutu içinde yolu şaşırmamak için, domine edici ana etkenin Suriye harekatından geldiğini bilmek gerekiyor.

-Bu harekat, düzenli orduyla yapılan savaş değildir. Bu açıdan savaşa girmiyoruz.  Savaşı kaybetme riskimiz olmadığı gibi, zafer de söz konusu olmayacak. Ama başarı olacak.

-İnşallah olmaz ama şehit haberleri gelebilir, savunma harcamalarımız artabilir, enerji ve zamanımızı alabilir, ülke gündemini işgal edebilir. Suriye harekatının farklı bedelleri ortaya çıkabilir.

NE AMERİKA NE RUSYA, İKİSİ BİRDEN

-Bu bedellerin yanı sıra harekatın en büyük riski ise Rusya ve ABD ile ilişkilerde kriz boyutunda sorun yaşamamız olabilir. 2016 yılındaki uçak düşürme olayının etkisini henüz tam anlamıyla atlatılabilmiş değiliz. Bizim için iyi bir tecrübe oldu.

-Suriye harekatını da Rusya ve ABD ile ipleri koparmadan götürmek ve sonuçlandırmak Türkiye için kritik önemdedir. Amerika veya Rusya’dan birini tercih etme lüksümüz artık yoktur. Her iki büyük güçle birlikte çalışmak ve iyi ilişkilerimizi korumak zorundayız. Bunun da askeri, siyasi, ekonomik nedenleri var.

-Rusya turizm, doğrudan yatırımlar ve enerji bağımlılığımızı da eklediğimizde en büyük ekonomik partnerimizdir. Aynı coğrafyada yaşıyor olmaktan dolayı karşılıklı bağımlılık ve asgari ilişki zorunluluğu bulunuyor.

TÜRKİYE İHRACATI İÇİN ÇIKIŞ YOLU

-ABD, Türkiye’nin içinde yer aldığı savunma örgütü NATO’nun lideridir.

- Ayrıca ticari ilişkilerin boyutunu karşılıklı 5 kat artırma ve 100 milyar dolara ulaştırma hedefini ortaya koydu. Çin’den yapılan ithalatı ikame etmek amacıyla ABD ticaret bakanı 5 gün süreyle Türkiye’de ithalat yapabilecekleri sektör ve şirketlerle görüştü.

-Dünyanın durgunluğa doğru gittiği bir dönemde ABD pazarı Türkiye ihracatı için adeta tek çıkış yoludur. Böyle potansiyel bir pazarı kazanmak için ABD ile siyasi ve askeri ilişkileri kriz aşamasına götürmemek gerekiyor. Bu açıdan şimdiye kadar büyük bir hata yapılmadı.

TELEFONLA GELEN STARETEJİK KAZANIM

-Dahası pazar günü yapılan telefon görüşmesiyle Türkiye stratejik bir kazanım dahi elde etti. Suriye’de operasyonun yapılacağı alandan ABD askerleri çekiliyor.

-Ancak bu kazanım ABD ile tek kanal üzerinden elde edildi. Sadece Başkanlık makamı yada Trump ile iyi ilişki sayesinde gerçekleşti. ABD’de Kongre, Pentagon, Savunma Bakanlığı, Dış İşleri Bakanlığı, medya ve lobiler ile güç odakları genelde Türkiye karşıtı.

TRUMP İFADESİNİ DÜZELTTİ

-Elde edilen kazanıma karşı hemen harekete geçtiler. Büyük baskı karşısında Trump tepkileri yumuşatmak amacıyla “Sınırların dışına çıkarsanız ekonominizi mahvederim” diyerek Türkiye’yi tehdit etti. Devlet adamlığına sığmayan bir ifade kullandı. Çok halklı olarak Türkiye’den her kesim sert tepki gösterdi.

-Sonunda Trump dün geri adım attı ve ifadesini “Türkiye’nin gereksiz çatışması ekonomi ve kırılgan kuru için yıkıcı olur” diye revize etti. Trump-Erdoğan görüşmesinin tarihi de 13 Kasım olarak belirlendi.

ABD İLE İLİŞKİDE RİSK NEREDE?

-Buradaki riskimiz ve sorunumuz Türk-ABD ilişkilerini tek bir kişi ve kurum üzerinden yürütmekten kaynaklanıyor.

-Eğer iç kamuoyu ve muhalefet baskısı nedeniyle Trump tutumunu değiştirirse ne yapılacak? Gelecek yılki seçimleri kazanamazsa ya da azledilirse ne olacak? ABD ile ilişkiler hangi kurumun üzerinden nasıl yürütülecek?

-İlişkiler kesilirse ise ABD ile yollar ayrılacak mı? ABD ile ilişkilerde en önemli risk burada. Ne yapıp edip Başkan Trump’ın yanına Türkiye yanlısı bir iki güç odağını koyabilmemiz lazım. 

 

 

Yazıyı Paylaş

Google +

Whatsapp